-
Hasta Hakları
-
Estetik Ameliyatın Psikolojisi
Hasta Hakları

“Hasta Hakları” dendiğinde karşı karşıya kaldığımız kavram “hak” tır. “Hak” kavramını;
insanın doğuştan getirdiği ve daha sonra hukuk düzeninin verdiği maddi-manevi yetkiler
olarak tanımlamak mümkündür.
“Hak” kavramını ile birlikte anılan ve hasta hakları ile doğrudan ilgisi olan bir
diğer kavram “insan hakları” kavramıdır. İnsan hakları ilk kez 1215 yılında İngiltere’de
gündeme gelmiştir. Yukarıda yaptığımız tanımla aynı yola çıkan “insan hakları” kavramı
sağlık hakkı açısından büyük önem taşır çünkü, hasta haklarını "temel insan haklarının
sağlık alanına yansıması" olarak tanımlamak mümkündür.
Sağlık Bakanlığının, 01.08.1998 tarih ve 23420 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
Hasta Hakları Yönetmeliğinde ise Hasta Hakları şöyle ifade edilmiştir: Hasta Hakları:
Sağlık hizmetlerinden faydalanma ihtiyacı bulunan fertlerin, sırf insan olmaları
hasabiyle sahip bulundukları ve T.C. Anayasası, milletlerarası antlaşmalar, kanunlar
ve diğer mevzuat ile teminat altına alınmış bulunan haklarını ifade eder.
Hasta Hakları aşağıdaki ilkeler doğrultusundadır;
• Kadın ve erkek herkesin insan olması dolayısıyla saygı görmeye hakkı vardır.
• Herkes kendi yaşamını belirleme hakkına sahiptir.
• Herkes fiziksel ve zihinsel bütünlüğe sahip olmaya ve kişi olarak güvenli bir
yaşam sürdürme hakkına sahiptir.
• Kadın veya erkek herkesin özel yaşamına saygı gösterilmelidir.
• Herkes kendi ahlaki ve kültürel değerlerine, dinsel ve felsefi inançlarına sahip
olma ve bunlara saygı gösterilme hakkına sahiptir.
• Herkes hastalıkların önlenmesi ve sağlık bakımı için yeterli ölçüde çabalar ile
sağlığının korunması ve kendisi için edinilebilir en yüksek sağlık seviyesine kavuşma
hakkına sahiptir.
Hasta hakları önemlidir çünkü;
•Hastanın bir kişi olarak gelişmesi ve kişinin bütünlük ve itibarını korunması,
sağlık hizmetlerinde temel insan haklarını yeniden onaylaması
•Hastalara sağlık hizmetlerinden tam olarak yararlanma konusunda yardım etme ve
sistemle ilgili sorunların etkisini hafifletme
•Hastalarla sağlık personeli arasındaki ilişkiyi destekleme ve geliştirme, özellikle
de hastaların sağlık hizmeti sürecine aktif katılımını cesaretlendirme
•Hasta kuruluşları, sağlık personeli ve sağlık yönetimleri arasındaki diyaloglar
için yeni fırsatlar yaratmak ve var olanları güçlendirmek.
•Sağlık personelinin mesleki uygulamalardan doğan hatalarını azaltma
•Hastaların sağlık hizmetleriyle ilgili ulusal ve yerel programlara katılmasını
sağlayarak sağlık hizmeti kalitesini artırma
•Çocuklar, psikiyatrik hastalar, yaşlılar ve mahkumlar gibi özel gruplar için ayrıntılı
düzenlemeler getirme
•Hasta-hekim ilişkisinde edilgen modeli değiştirerek sağlık hizmetlerinin insancıllaştırılmasını
sağlama
•Hasta eğitimini genel bir uygulama haline getirerek sağlık hizmeti etkinliğini
arttırma
•Hasta haklarıyla ilgili düzenli başvuru mekanizmaları oluşturarak sağlık hizmeti
ortamında oto kontrol sağlama
•Sağlık hizmetlerindeki piyasa dinamiklerine bağımlılıktan kaynaklanan ve hastaları
“para kazanma” aracı olarak gören uygulamaları önleyecek sağlık kültürü geliştirme
amaçlarını güderler.
HASTA HAKLARI YÖNETMELİĞİ
Resmi Gazete Tar.: 01.08.1998 Resmi Gazete No : 23420
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve İlkeler
Amaç
Madde1- Bu Yönetmelik; temel insan haklarının sağlık hizmetleri
sahasındaki yansıması olan ve başta Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda, diğer mevzuatta
ve milletlerarası hukuki metinlerde kabul edilen "hasta hakları"nı somut olarak
göstermek ve sağlık hizmeti verilen bütün kurum ve kuruluşlarda ve sağlık kurum
ve kuruluşları dışında sağlık hizmeti verilen hallerde, insan haysiyetine yakışır
şekilde herkesin "hasta hakları"ndan faydalanabilmesine, hak ihlallerinden korunabilmesine
ve gerektiğinde hukuki korunma yollarını fiilen kullanabilmesine dair usul ve esasları
düzenlemek amacı ile hazırlanmıştır.
Kapsam
Madde 2- Bu Yönetmelik; sağlık hizmeti verilen resmi ve özel bütün
kurum ve kuruluşları, bu kurum ve kuruluşlarda veya bunların dışında hizmete katılan
her kademedeki ve unvandaki ilgilileri ve hizmetten faydalanma hakkını haiz olan
bütün fertleri kapsar.
Hukuki Dayanak
Madde 3- Bu Yönetmelik; 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun
9 uncu maddesinin (c) bendine ve 181 sayılı Sağlık Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 43 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
Madde 4- Bu Yönetmelik'te geçen deyimlerden;
a) Bakanlık: Sağlık Bakanlığı'nı,
b) Hasta: Sağlık hizmetlerinden faydalanma ihtiyacı bulunan kimseyi,
c) Personel: Hizmetin, resmi veya özel sağlık kurumlarında ve kuruluşlarında veya
serbest olarak sunulmasına bakılmaksızın, sağlık hizmetinin verilmesine iştirak
eden bütün sağlık meslekleri mensuplarını ve sağlık meslekleri mensubu olmasa bile
sağlık hizmetinin verilmesine sorumlu olarak iştirak eden kimseleri,
d) Sağlık kurum ve kuruluşu: Milli Savunma Bakanlığı'na ait olanlar hariç olmak
üzere, sağlık hizmeti verilen resmi veya özel bütün kurum ve kuruluşlar ile tababet
icra edilen bütün yerleri,
e) Hasta hakları: Sağlık hizmetlerinden faydalanma ihtiyacı bulunan fertlerin, sırf
insan olmaları sebebiyle sahip bulundukları ve T.C. Anayasası, milletlerarası anlaşmalar,
kanunlar ve diğer mevzuat ile teminat altına alınmış bulunan haklarını, ifade eder.
İlkeler
Madde 5- Sağlık hizmetlerinin sunulmasında aşağıdaki ilkelere uyulması
şarttır:
a) Bedeni, ruhi ve sosyal yönden tam bir iyilik hali içinde yaşama hakkının, en
temel insan hakkı olduğu, hizmetin her safhasında daima göz önünde bulundurulur.
b) Herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkını haiz
olduğu ve hiçbir merci veya kimsenin bu hakkı ortadan kaldırmak yetkisinin olmadığı
bilinerek, hastaya insanca muamelede bulunulur.
c) Sağlık hizmetinin verilmesinde, hastaların, ırk, dil, din ve mezhep, cinsiyet,
siyasi düşünce, felsefi inanç ve ekonomik ve sosyal durumları ile sair farklılıkları
dikkate alınamaz. Sağlık hizmetleri, herkesin kolayca ulaşabileceği şekilde planlanıp
düzenlenir.
d) Tıbbi zorunluluklar ve kanunlarda yazılı haller dışında, rızası olmaksızın kişinin
vücut bütünlüğüne ve diğer kişilik haklarına dokunulamaz. e) Kişi, rızası ve Bakanlığın
izni olmaksızın tıbbi araştırmalara tabi tutulamaz.
f) Kanun ile müsaade edilen haller ile tıbbi zorunluluklar dışında, hastanın özel
hayatının ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.
İKİNCİ BÖLÜM
Sağlık Hizmetlerinden Faydalanma Hakkı
Adalet ve Hakkaniyete Uygun Olarak Faydalanma
Madde 6- Hasta,adalet ve hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde sağlıklı
yaşamanın teşvik edilmesine yönelik faaliyetler ve koruyucu sağlık hizmetleri de
dahil olmak üzere, sağlık hizmetlerinden ihtiyaçlarına uygun olarak faydalanma hakkına
sahiptir. Bu hak, sağlık hizmeti veren bütün kurum ve kuruluşlar ile sağlık hizmetinde
görev alan personelin adalet ve hakkaniyet ilkelerine uygun hizmet verme yükümlülüklerini
de içerir.
Bilgi İsteme
Madde 7- Hasta, sağlık hizmetlerinden nasıl faydalanabileceği konusunda
bilgi isteyebilir. Bu hak, hangi sağlık kuruluşundan hangi şartlara göre faydalanılabileceğini,
sağlık kurum ve kuruluşları tarafından verilen her türlü hizmet ve imkanın neler
olduğunu ve müracaat edilen kuruluşta verilen sağlık hizmetlerinden faydalanma usulüne
öğrenme haklarını da kapsar. Bütün sağlık kurum ve kuruluşları, hastayı birinci
fıkra uyarınca bilgilendirmek için yeterli teknik donanımı haiz birimi oluşturmak;
bu birimde, hastaya kesin ve yeterli bilgi verebilecek nitelik ve ehliyete sahip
personeli daimi olarak istihdam etmek ve hastanın ihtiyacı olan birimlere kolayca
ulaşabilmesini temin etmek üzere, kuruluşun uygun yerlerinde bilgilendirici tabela,
broşür ve işaretler bulundurmak gibi tedbirleri almak zorundadırlar.
Sağlık Kuruluşunu Seçme ve Değiştirme
Madde 8- Hasta; tabi olduğu mevzuatın öngördüğü usul ve şartlara
uyulmak kaydı ile, sağlık kurum ve kuruluşunu seçme ve seçtiği sağlık kuruluşunda
verilen sağlık hizmetinden faydalanma hakkına sahiptir. Mevzuat ile belirlenmiş
sevk sistemine uygun olmak şartı ile hasta sağlık kuruluşunu değiştirebilir. Ancak,kuruluşu
değiştirmenin hayati tehlikeye yol açıp açmayacağı ve hastalığının daha da ağırlaşıp
ağırlaşmayacağı hususlarında hastanın tabip tarafından aydınlatılması ve hayati
tehlike bakımından sağlık kuruluşunun değiştirilmesinde tıbben sakınca görülmemesi
esastır. Acil vakalar dışında, herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olup
da mevzuatın öngördüğü sevk zincirine uymayanlar aradaki ücret farkını kendileri
karşılar. Hastanın sağlık kuruluşunda kalmasında tıbben fayda bulunmayan veya bir
başka sağlık kuruluşuna nakli gerekli olan hallerde, durum hastaya veya 15 inci
maddenin ikinci fıkrasında belirtilen kişilere açıklanır. Nakilden önce, gereken
bilgiler nakil talebinde bulunulan veya tıbben uygun görülen sağlık kuruluşuna,
sevk eden kuruluş veya mevzuatla belirlenen yetkililerce verilir. Her iki durumda
da hizmetin aksamadan ve kesintisiz olarak verilmesi esastır.
Personeli Tanıma, Seçme ve Değiştirme
Madde 9- Hastaya talebi halinde, kendisine sağlık hizmeti verecek
veya vermekte olan tabiplerin ve diğer personelin kimlikleri, görev ve unvanları
hakkında bilgi verilir. Mevzuat ile belirlenmiş usullere uyulmak şartı ile hastanın,
kendisine sağlık hizmeti verecek olan personeli serbestçe seçme, tedavisi ile ilgilenen
tabibi değiştirme ve başka tabiplerin konsültasyonunu istemek hakkı vardır. Personeli
seçme, tabibi değiştirme ve konsültasyon isteme hakları kullanıldığında, mevzuat
ile belirlenen ücret farkı, bu hakları kullanan hasta tarafından karşılanır.
Öncelik Sırasının Belirlenmesini İsteme
Madde 10- Sağlık kuruluşunun hizmet verme imkanlarının yetersiz
veya sınırlı olması sebebiyle sağlık hizmeti talebi zamanında karşılanamayan hallerde,
hastanın, öncelik hakkının tıbbi kriterlere dayalı ve objektif olarak belirlenmesini
istemek hakkı vardır. Acil ve adli vakalar ile yaşlılar ve özürlüler hakkında öncelik
sırasının belirlenmesinde ilgili mevzuat hükümleri uygulanır.
Tıbbi Gereklere Uygun Teşhis, Tedavi ve Bakım
Madde 11- Hasta, modern tıbbi bilgi ve teknolojinin gereklerine
uygun olarak teşhisinin konulmasını, tedavisinin yapılmasını ve bakımını istemek
hakkına sahiptir. Tababetin ilkelerine ve tababet ile ilgili mevzuat hükümlerine
aykırı veya aldatıcı mahiyette teşhis ve tedavi yapılamaz.
Tıbbi Gereklilikler Dışında Müdahale Yasağı
Madde 12- Teşhis, tedavi veya korunma maksadı olmaksızın, ölüme
veya hayati tehlikeye yol açabilecek veya vücut bütünlüğünü ihlal edebilecek veya
akli veya bedeni mukavemeti azaltabilecek hiçbir şey yapılamaz ve talep de edilemez.
Ötenazi Yasağı
Madde 13- Ötenazi yasaktır. Tıbbi gereklerden bahisle veya her
ne suretle olursa olsun, hayat hakkından vazgeçilemez. Kendisinin veya bir başkasının
talebi olsa dahil, kimsenin hayatına son verilemez.
Tıbbi Özen Gösterilmesi
Madde 14- Personel, hastanın durumunun gerektirdiği tıbbi özeni
gösterir. Hastanın hayatını kurtarmak veya sağlığını korumak mümkün olmadığı takdirde
dahi, ıstırabını azaltmaya veya dindirmeye çalışmak zorunludur.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Sağlık Durumu İle İlgili Bilgi Alma Hakkı
Genel Olarak Bilgi İsteme
Madde 15- Hasta; sağlık durumunu, kendisine uygulanacak tıbbi işlemleri,
bunların faydaları ve muhtemel sakıncaları, alternatif tıbbi müdahale usulleri,
tedavinin kabul edilmemesi halinde ortaya çıkabilecek muhtemel sonuçları ve hastalığın
seyri ve neticeleri konusunda sözlü veya yazılı olarak bilgi istemek hakkına sahiptir.
Sağlık durumu ile ilgili gereken bilgiyi, bizzat hasta veya hastanın küçük, temyiz
kudretinden yoksun veya kısıtlı olması halinde velisi veya vasisi isteyebilir. Hasta,
sağlık durumu hakkında bilgi almak üzere bir başkasına da yetki verebilir. Gerek
görülen hallerde yetkinin belgelendirilmesi istenilebilir. Hasta, tedavisi ile ilgilenen
tabip dışında bir başka tabipten de sağlık durumu hakkında bilgi alabilir.
Kayıtları İnceleme
Madde 16- Hasta, sağlık durumu ile ilgili bilgiler bulunan dosyayı
ve kayıtları, doğrudan veya vekili veya kanuni temsilcisi vasıtası ile inceleyebilir
ve bir suretini alabilir. Bu kayıtlar, sadece hastanın tedavisi ile doğrudan ilgili
olanlar tarafından görülebilir.
Kayıtların Düzeltilmesini İsteme
Madde 17- Hasta; sağlık kurum ve kuruluşları nezdinde bulunan kayıtlarında
eksik, belirsiz ve hatalı tıbbi ve şahsi bilgilerin tamamlanmasını, açıklanmasını,
düzeltilmesini ve nihai sağlık durumu ve şahsi durumuna uygun hal'e getirilmesini
isteyebilir. Bu hak, hastanın sağlık durumu ile ilgili raporlara itiraz ve aynı
veya başka kurum ve kuruluşlarda sağlık durumu hakkında yeni rapor düzenlenmesini
isteme haklarını da kapsar.
Bilgi Vermenin Usulü
Madde 18- Bilgi, gerektiğinde tercüman kullanılarak, hastanın anlayabileceği
şekilde, tıbbi terimler mümkün olduğunca kullanılmadan, tereddüt ve şüpheye yer
verilmeden ve hastanın ruhi durumuna uygun ve nazik bir ifade ile verilir.
Bilgi Verilmesi Caiz Olmayan ve Tedbir Alınması Gereken Haller
Madde 19- Hastanın manevi yapısı üzerinde fena tesir yapmak suretiyle
hastalığın artması ihtimalinin bulunması ve hastalığın seyrinin ve sonucunun vahim
görülmesi hallerinde, teşhisin saklanması caizdir. Hastaya veya yakınlarına, hastanın
sağlık durumu hakkında bilgi verilip verilmemesi, yukarıdaki fıkrada belirtilen
şartlar çerçevesinde tabibinin takdirine bağlıdır. Tedavisi olmayan bir teşhis,
ancak bir tabip tarafından ve tam bir ihtiyat içinde hastaya hissettirilebilir veya
bildirilebilir. Hastanın aksi yönde bir talebinin bulunmaması veya açıklanacağı
şahsın önceden belirlenmemesi halinde, böyle bir teşhis ailesine bildirilir.
Bilgi Verilmesini Yasaklama
Madde 20- İlgili mevzuat hükümlerine ve hastalığın mahiyetine göre
yetkili mercilerce alınacak tedbirlerin gerektirdiği haller dışında; hasta, sağlık
durumu hakkında kendisine veya ailesine veya yakınlarına bilgi verilmemesini isteyebilir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Hasta Haklarının Korunması
Mahremiyete Saygı Gösterilmesi
Madde 21- Hastanın, mahremiyetine saygı gösterilmesi esastır. Hasta
mahremiyetinin korunmasını açıkça talep de edebilir. Her türlü tıbbi müdahale, hastanın
mahremiyetine saygı gösterilmek suretiyle icra edilir. Mahremiyete saygı gösterilmesi
ve bunu istemek hakkı;
a) Hastanın, sağlık durumu ile ilgili tıbbi değerlendirmelerin gizlilik içerisinde
yürütülmesini,
b) Muayenenin, teşhisin, tedavinin ve hasta ile doğrudan teması gerektiren diğer
işlemlerin makul bir gizlilik ortamında gerçekleştirilmesini,
c) Tıbben sakınca olmayan hallerde yanında bir yakınının bulunmasına izin verilmesini,
d) Tedavisi ile doğrudan ilgili olmayan kimselerin, tıbbi müdahale sırasında bulunmamasını,
e) Hastalığın mahiyeti gerektirmedikçe hastanın şahsi ve ailevi hayatına müdahale
edilmemesini,
f) Sağlık harcamalarının kaynağının gizli tutulmasını, kapsar. Ölüm olayı, mahremiyetin
bozulması hakkını vermez Eğitim verilen sağlık kurum ve kuruluşlarında, hastanın
tedavisi ile doğrudan ilgili olmayanların tıbbi müdahale sırasında bulunması gerekli
ise; önceden veya tedavi sırasında bunun için hastanın ayrıca rızası alınır.
Rıza Olmaksızın Tıbbi Ameliyeye Tabi Tutulmama
Madde 22- Kanunda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere, kimse, rızası
olmaksızın ve verdiği rızaya uygun olmayan bir şekilde tıbbi ameliyeye tabi tutulamaz.
Bir suç işlediği veya buna iştirak ettiği şüphesi altında bulunan kişinin işlediği
suçun muhtemel delillerinin, kendisinin veya mağdurun vücudunda olduğu düşünülen
hallerde; bu delillerin ortaya çıkarılması için sanığın veya mağdurun tıbbi ameliyeye
tabi tutulması, hakimin kararına bağlıdır. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde
bu ameliye, cumhuriyet savcısının talebi üzerine yapılabilir.
Bilgilerin Gizli Tutulması
Madde 23- Sağlık hizmetinin verilmesi sebebiyle edinilen bilgiler,
kanun ile müsaade edilen haller dışında, hiçbir şekilde açıklanamaz. Kişinin rızasına
dayansa bile, kişilik haklarından bütünüyle vazgeçilmesi, bu hakların başkalarına
devri veya aşırı şekilde sınırlanması neticesini doğuran hallerde bilginin açıklanması,
bunları açıklayanın hukuki sorumluluğunu kaldırmaz. Hukuki ve ahlaki yönden geçerli
ve haklı bir sebebe dayanmaksızın hastaya zarar verme ihtimali bulunan bilginin
ifşa edilmesi, personelin ve diğer kimselerin hukuki ve cezai sorumluluğunu da gerektirir.
Araştırma ve eğitim amacı ile yapılan faaliyetlerde de hastanın kimlik bilgileri,
rızası olmaksızın açıklanamaz.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Tıbbi Müdahalede Hastanın Rızası
Hastanın Rızası ve İzin
Madde 24- Tıbbi müdahalelerde hastanın rızası gerekir. Hasta küçük
veya mahcur ise velisinden veya vasisinden izin alınır. Hastanın, velisinin veya
vasisinin olmadığı veya hazır bulunamadığı veya hastanın ifade gücünün olmadığı
hallerde, bu şart aranmaz. Kanuni temsilci tarafından muvafakat verilmeyen hallerde,
müdahalede bulunmak tıbben gerekli ise, velayet ve vesayet altındaki hastaya tıbbi
müdahalede bulunulabilmesi; Türk Medeni Kanunu'nun 272 nci ve 431 inci maddeleri
uyarınca mahkeme kararına bağlıdır. Kanuni temsilciden veya mahkemeden izin alınması
zaman gerektirecek ve hastaya derhal müdahale edilmediği takdirde hayatı veya hayati
organlarından birisi tehdit altına girecek ise, izin şartı aranmaz. Üçüncü fıkrada
belirtilen ve hayatı veya hayati organlardan birisini tehdit eden acil haller haricinde,
rızanın her zaman geri alınması mümkündür. Rızanın geri alınması, hastanın tedaviyi
reddetmesi anlamına gelir. Rızanın müdahale başladıktan sonra geri alınması, ancak
tıbbi yönden sakınca bulunmaması şartına bağlıdır.
Tedaviyi Reddetme ve Durdurma
Madde 25- Kanunen zorunlu olan haller dışında ve doğabilecek olumsuz
sonuçların sorumluluğu hastaya ait olmak üzere; hasta kendisine uygulanması planlanan
veya uygulanmakta olan tedaviyi reddetmek veya durdurulmasını istemek hakkına sahiptir.
Bu halde, tedavinin uygulanmamasından doğacak sonuçların hastaya veya kanuni temsilcilerine
veyahut yakınlarına anlatılması ve bunu gösteren yazılı belge alınması gerekir.
Bu hakkın kullanılması, hastanın sağlık kuruluşuna tekrar müracaatında hasta aleyhine
kullanılamaz.
Küçüğün veya Mahcurun Tıbbi Müdahaleye İştiraki
Madde 26- Kanuni temsilcinin muvafakatinin gerektiği ve yeterli olduğu
hallerde dahi, mümkün olduğu ölçüde küçük veya mahcur olan hastanın dinlenmesi suretiyle
tıbbi müdahaleye iştiraki sağlanır.
Alışılmış Olmayan Tedavi Usullerinin Uygulanması
Madde 27- Klinik veya laboratuar muayeneleri sonucunda bilinen klasik
tedavi metotlarının hastaya fayda vermeyeceğinin sabit olması ve daha evvel deney
hayvanları üzerinde kafi derecede tecrübe edilmek suretiyle faydalı tesirlerinin
anlaşılması ve hastanın rızasının bulunması şartları birlikte mevcut olduğunda,
bilinen klasik tedavi metotları yerine başka bir tedavi usulü uygulanabilir. Ayrıca,
bilinen klasik tedavi metodu dışındaki bir metodun uygulanabilmesi için, hastaya
faydalı olacağının ve bu tedavinin bilinen klasik tedavi usullerinden daha elverişsiz
sonuç vermeyeceğinin muhtemel olması da şarttır. Evvelce tecrübe edilmemiş bir tıbbi
tedavi ve müdahale usulü, ancak zarar vermeyeceğinin ve hastayı kurtaracağının mutlak
olarak öngörülmesi halinde yapılabilir. Altıncı Bölüm'de yer alan hükümler saklıdır.
Rızanın Şekli ve Geçerliliği
Madde28- Mevzuatın öngördüğü istisnalar dışında, rıza herhangi bir
şekle bağlı değildir. Hukuka ve ahlaka aykırı olarak alınan rıza hükümsüzdür ve
bu şekilde alınan rızaya dayanılarak müdahalede bulunulamaz.
Organ ve Doku Alınmasında Rıza
Madde 29- 18 yaşından küçük ve mümeyyiz olmayanlardan organ ve doku
alınamaz. Bu şartları tamam olanlardan teşhis, tedavi ve bilimsel amaçlar ile organ
veya doku alınması, 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında
Kanun'un 6 ncı maddesinde öngörülen yazılı şekil şartına tabidir. Ölüden organ ve
doku alınma şartı ve cesetlerin bilimsel araştırma için muhafazası hususunda 2238
sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi hükümleri saklıdır.
Aile Planlanması Hizmetleri ve Gebeliğin Sona Erdirilmesi
Madde 30- İlgilinin rızası mevcut olsun veya olmasın, Bakanlık tarafından
tespit edilmiş olanlar dışındaki ilaç ve araçlar aile planlaması hizmetlerinde kullanılamaz.
Gebeliğin sona erdirilmesi, 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun ile öngörülen
şartlara tabidir. Sterilizasyon ve gebeliğin sona erdirilmesi hallerinde, hastanın
rızası ile evli ise eşinin de rızası gereklidir.
Rızanın Kapsamı
Madde 31- Rıza alınırken hastanın veya kanuni temsilcisinin tıbbi müdahalenin
konusu ve sonuçları hakkında bilgilendirilip aydınlatılması esastır. Hastanın, uygulanacak
tıbbi müdahale için verdiği rıza, bu müdahalenin gerektirdiği sair tıbbi işlemleri
de kapsar. Ancak, tıbbi işlemlerin uygulanmasında, bu Yönetmelik'te ve diğer mevzuatta
belirlenen hakların ihlal edilmemesi için azami ihtimam gösterilir.
ALTINCI BÖLÜM
Tıbbi Araştırmalar
Tıbbi Araştırmalarda Rıza
Madde 32- Hiç kimse; Bakanlığın izni ve kendi rızası bulunmaksızın,
tecrübe, araştırma veya eğitim amaçlı hiçbir tıbbi müdahale konusu yapılamaz. Tıbbi
araştırmalardan beklenen tıbbi fayda ve toplum menfaati, üzerinde araştırma yapılmasına
rıza gösteren gönüllünün hayatından ve vücut bütünlüğünün korunmasından üstün tutulamaz.
Tıbbi araştırmalar, sadece, mevzuata göre araştırmada bulunmayan yetkili ve yeterli
tıbbi bilgi ve tecrübeyi haiz olan personel tarafından, mevzuat ile belirlenmiş
bulunan yerlerde yürütülür. Gönüllünün tıbbi araştırmaya rıza göstermiş olması,
bu araştırmada görev alan personelin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Gönüllünün Korunması ve Bilgilendirilmesi
Madde 33- Araştırmalarda, gönüllünün sağlığına ve diğer kişilik haklarına
zarar verilmemesi için gereken bütün tedbirler alınır. Araştırmanın gönüllüye vereceği
muhtemel zararlar önceden tespit edilemediği takdirde; gönüllü, rızası bulunsa dahi,
araştırma konusu yapılamaz. Gönüllü; araştırmanın maksadı, usulü, muhtemel faydaları
ve zararları ve araştırmaya iştirak etmekten vazgeçebileceği ve araştırmanın her
safhasında başlangıçta verdiği rızayı geri alabileceği hususlarında, önceden yeterince
bilgilendirilir.
Rıza Alınmasının Usulü ve Şekli
Madde 34- Tıbbi araştırma hakkında yeterince bilgilendirilmiş olan
gönüllünün rızasının maddi veya manevi hiçbir baskı altında olmaksızın, tamamen
serbest iradesine dayanılarak alınmasına azami ihtimam gösterilir. Tıbbi araştırmalarda
rıza yazılı şekil şartına tabidir.
Küçüklerin ve Mümeyyiz Olmayanların Durumu
Madde 35- Reşit ve mümeyyiz olmayanlara, kendilerine faydası olmadan,
sırf tıbbi araştırma amacı güden tıbbi müdahaleler hiçbir surette tatbik edilemez.
Faydaları bulunması şartı ile reşit ve mümeyyiz olmayanlar üzerinde tıbbi araştırma
yapılması, velilerinin veya vasilerinin rızasına bağlıdır. Kanuni temsilci tarafından
muvafakat verilmeyen hallerde, 24 üncü maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır.
İlaç ve Terkiplerin Araştırma Amacıyla Kullanımı
Madde 36- Özel mevzuatına göre izin veya ruhsat alınmış olsa dahi,
sırf tıbbi araştırma amacı ile hasta üzerinde kendi rızası ve Bakanlığın izni bulunmaksızın
hiçbir ilaç ve terkip kullanılamaz. İlaç ve terkiplerin tıbbi araştırmada kullanımı,
29/11/1993 tarihli ve 21480 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İlaç Araştırmaları
Hakkında Yönetmelik hükümlerine tabidir.
YEDİNCİ BÖLÜM
Diğer Haklar
Güvenliğin Sağlanması
Madde 37- Herkesin, sağlık kurum ve kuruluşlarında güvenlik içinde
olmayı bekleme ve bunu istemek hakları vardır. Bütün sağlık kurum ve kuruluşları,
hastaların ve ziyaretçi ve refakatçi gibi yakınlarının can ve mal güvenliklerinin
korunması ve sağlanması için gerekli tedbirleri almak zorundadırlar. Tutuklu ve
hükümlerin sağlık kurum ve kuruluşlarında muhafazaları ile ilgili özel mevzuat hükümleri
saklıdır.
Dini Vecibeleri Yerine Getirebilme ve Dini Hizmetlerden Faydalanma
Madde 38- Sağlık kurum ve kuruluşlarının imkanları ölçüsünde hastalara
dini vecibelerini serbestçe yerine getirebilmeleri için gereken tedbirler alınır.
Kurum hizmetlerinde aksamalara sebebiyet verilmemek, başkalarını rahatsız etmemek
ve personelce düzenlenip yürütülen tıbbi tedaviye hiç bir şekilde müdahalede bulunulmamak
şartı ile hastalara dini telkinde bulunmak ve onları manevi yönden desteklemek üzere
talepleri halinde, dini inançlarına uygun olan din görevlisi davet edilir. Bunun
için, sağlık kurum ve kuruluşlarında uygun zaman ve mekan belirlenir. İfadeye muktedir
olmayıp da dini inancı bilinen ve kimsesiz olan agoni halindeki hastalar için de,
talep şartı aranmaksızın, dini inançlarına uygun olan din görevlisi çağrılır. Bu
hakların nasıl ve ne zaman kullanılacağı ve bu konuda alınacak tedbirler, sağlık
kuruluşunun çalışma usul ve esaslarını gösteren mevzuatta ayrıca düzenlenir.
İnsani Değerlere Saygı Gösterilmesi ve Ziyaret
Madde 39- Hasta, kişilik değerlerine uygun bir şekilde ve ortamda sağlık
hizmetlerinden faydalanma hakkına sahiptir. Sağlık hizmetlerinde görev alan bütün
personel; hastalara, yakınlarına ve ziyaretçilere güler yüzlü, nazik, şefkatli ve
sağlık hizmetleri ile ilgili mevzuat ve bu Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde
davranmak zorundadır. Sağlık hizmetlerinin her safhasında, hastalara, onların bedeni
ve ruhi durumları dikkate alınarak, hangi işlemin neden ve nasıl yapıldığı, yapılacağı
ve bekletilmeleri söz konusu ise, bekletilmenin sebepleri hususunda gerekli ve yeterli
bilgi verilir. Sağlık kurum ve kuruluşlarında, insan haysiyetine yakışır gereken
her türlü hijyenik şartların sağlanması, gürültünün ve rahatsız edici diğer bütün
etkenlerin bertaraf edilmesi esastır. Gerektiğinde, bu hususlar hasta tarafından
talep konusu yapılabilir. Hasta ziyaretçilerinin kabul edilmesi, kurum veya kuruluşça
belirlenen usul ve esaslara uygun olarak ve hastaların huzur ve sükunlarını bozacak
fiil ve tutumlara sebebiyet vermeyecek şekilde gerçekleştirilir ve bu konuda gereken
tedbirler alınır.
Refakatçi Bulundurma
Madde 40- Muayene ve tedavi sırasında hastaya yardımcı olmak üzere;
mevzuatın ve kurum imkanlarının elverdiği ve hastanın sağlık durumunun gerektirdiği
ölçüde, tedaviden sorumlu olan tabibin uygun görmesine bağlı olarak, refakatçi bulundurulması
istenebilir. Bu hakkın nasıl ve ne zaman kullanılacağı ve bu konuda alınacak tedbirler,
sağlık kurum ve kuruluşunun çalışma usul ve esaslarını gösteren mevzuata ayrıca
düzenlenir.
Hizmetin Sağlık Kurum ve Kuruluşu Dışında Verilmesi
Madde 41- Hastalar, aşağıdaki hallerde sağlık hizmetlerinden bulundukları
yerlerde de faydalanabilirler:
a) Koruyucu sağlık hizmetlerinin verilmesinde,
b) Tıbbi sebeplerden dolayı sağlık kuruluşuna bizzat gidilemeyen veya götürülemeyen
hallerde,
c) Tabii afetler gibi olağanüstü hallerde. Hizmetin sağlık kuruluşu dışında verilmesi
ile ilgili usul ve esaslar, Bakanlık tarafından ayrıca düzenlenir.
SEKİZİNCİ BÖLÜM
Sorumluluk ve Hukuki Korunma Yolları
Müracaat, Şikayet ve Dava Hakkı
Madde 42- Hastanın ve hasta ile ilgili bulunanların, hasta haklarının
ihlali halinde, mevzuat çerçevesinde her türlü müracaat, şikayet ve dava hakları
vardır.
Sağlık Kurum ve Kuruluşlarının Sorumluluğu
Madde 43- Hasta haklarının ihlali halinde, personeli istihdam eden
kurum ve kuruluş aleyhine maddi veya manevi veyahut hem maddi ve hem de manevi tazminat
davası açılabilir. Ancak, aleyhine dava açılacak merciin kamu kurum ve kuruluşu
olması halinde;
a) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12 nci maddesine göre; hakkın bir
idari işlem dolayısı ile ihlal edilmesi halinde ilgililer, doğrudan doğruya tam
yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk
önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine dava açma süresi içerisinde
tam yargı davası açabilirler.
b) Aynı Kanun'un 13 üncü maddesi uyarınca, zarar verici eylemin öğrenildiği tarihten
itibaren en geç bir yıl içinde maddi ve manevi tazminat olarak istenilen tazminat
miktarı ayrı ayrı gösterilerek idareye müracaat edilmesi ve talebin açıkça veya
zımnen reddi halinde kanuni süresi içinde idari yargı mercilerinde dava açılması
gerekir.
Devlet Memuru veya Diğer Kamu Görevlisi Personelin Sorumluluğu
Madde 44- Bu Yönetmelik'te gösterilmiş olan hasta haklarının fiilen
kullanılmasına mani olan veya bu hakları başka şekilde ihlal eden personelin, cezai,
mali ve inzibati sorumluluklarının tamamı veya bunlardan bir kısmı doğabilir. Birinci
fıkrada belirtilen sorumluluklar haricinde, ihlalin durumuna göre, personeli istihdam
eden kurum ve kuruluş tarafından personel hakkında uygulanacak idari tedbir ve müeyyideler
saklıdır.
Kamu Personelinin Sorumluluğunu Tespit Usulü
Madde 45- Kamu kurum ve kuruluşlarında görevli personelin, hasta haklarını
ihlal eden fiil ve halleri, şikayet halinde veya idarece kendiliğinden tespit edildiğinde,
hadisenin takibi, soruşturulması ve gerekir ise müeyyideye bağlanması için doğrudan
valiliklerce veyahut Bakanlık veya personelin görevli olduğu kurumlar tarafından
müfettiş veya muhakkik görevlendirilir. Kamu Personeli Hakkındaki Müeyyideler
Madde 46- Hasta haklarının Devlet memuru veya diğer kamu görevlisi
personel tarafından ve görevleri sırasında herhangi bir şekilde ihlali halinde uygulanacak
müeyyideler aşağıda gösterilmiştir:
a) Kamu görevlisi olan personelin fiilinin niteliğine göre, soruşturmacı tarafından
hakkında disiplin cezası teklif edilmiş ise, mevzuatın öngördüğü disiplin cezaları
yetkili amir veya kurullarca usulüne göre takdir edilir.
b) Hak ihlali aynı zamanda ceza hukukuna göre suç teşkil ettiği takdirde, memur
olan personel hakkında, Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat hükümlerine
göre yapılan soruşturma sonucunda lüzum-u muhakeme kararı verilir ise, dosya cumhuriyet
başsavcılığı'na gönderilerek ceza davası açılması ve böylece personel hakkında fiiline
uygun bulunan cezai müeyyidenin tatbiki sağlanır.
c) Anayasa'nın 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası, 129 uncu maddesinin beşinci fıkrası
ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 13 üncü maddesi ve ilgili diğer mevzuat
uyarınca, memurların ve diğer kamu görevlilerinin hukuki sorumluluğu doğrudan doğruya
memur aleyhine açılacak dava yolu ile gerçekleştirilemez. Dava, 43 üncü maddede
gösterilen usule göre, ancak idare aleyhine açılabilir. Bu personelin hukuki sorumluluğunun
doğması, idare aleyhine açılacak dava neticesinde tazmin kararı verilmesine bağlıdır.
Kamu görevlisi personelin verdiği zarar, mahkeme kararı üzerine idare tarafından
tazmin edildikten sonra, müsebbibi olan sorumlu personele rücü edilir.
d) Kamu görevlisi personelin mesleklerini resmi görevleri dışında serbest olarak
icra etmekte iken işledikleri fiillerden dolayı haklarında 47 nci maddeye göre işlem
yapılır.
Kamu Görevlisi Olmayan Personelin Sorumluluğu
Madde 47- Hasta haklarının Devlet memuru veya diğer kamu görevlisi
olmayan personel tarafından herhangi bir şekilde ihlali halinde uygulanacak müeyyideler
aşağıda gösterilmiştir:
a) Kamu görevlisi olmayan personel; hakları ihlal edilen hastanın doğrudan vaki
olacak şikayeti üzerine veya bu fiillerin başka şekilde tespiti halinde Bakanlık
veya başka kurum ve kuruluşlar tarafından yapılan bildirim üzerine, bunların özel
kanunlara göre kurulmuş olan kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları haysiyet
divanlarınca disiplin cezaları ile cezalandırılabilir.
b) Kamu görevlisi olmayan personelin hasta haklarını ihlallerinden doğan hukuki
sorumlulukları, genel hükümlere göre doğrudan doğruya kendilerine veya bunları çalıştıran
kurum ve kuruluşlara karşı veya hem kendilerine ve hem de çalıştıranlara karşı birlikte
dava açılarak ileri sürülebilir.
c) Kamu görevlisi olmayan personel hakkında, ceza hukukuna göre suç teşkil eden
fiilleri sebebiyle cezai müeyyideler tatbik edilmesi, genel hükümlere göre doğrudan
doğruya cumhuriyet savcılıklarına yapılacak ihbar veya şikayet yoluyla gerçekleştirilebilir.
DOKUZUNCU BÖLÜM
Son Hükümler Kurum ve Kuruluş Yetkililerinin Görevi
Madde 48- Sağlık kurum ve kuruluşlarının yetkilileri; bu Yönetmelik'te
ve diğer mevzuatta belirtilen hasta haklarının lafzına ve ruhuna uygun olarak kullanılabilmesine
yardımcı olmak amacı ile bu Yönetmelik'te gösterilen "hasta hakları"nı bir liste,
tabela veya broşür haline getirerek, bunları sağlık kurum ve kuruluşunun, hastalar,
personel ve ziyaretçiler tarafından kolayca ulaşılıp okunabilecek uygun yerlerinde
bulundurmak da dahil olmak üzere, gereken bütün tedbirleri almakla mükellef ve yetkilidir.
Saklı Olan Hükümler Madde 49- Milli güvenliğin, kamu düzeninin, kamu yararının,
genel ahlakın ve genel sağlığın korunması maksatları ve kanun hükümleri ile getirilen
özel düzenlemeler ve sınırlamalar saklıdır.
Yürürlük
Madde 50- Bu Yönetmelik, yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Yürütme
Madde 51- Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür.
Estetik Ameliyatın Psikolojisi

İnsan davranışı, bir dizi iç ve dış faktörün karmaşık etkileşiminin sonucudur. Bilim
dünyası yıllardır incelediği insan davranışının iç dinamikleri konusunda hala çalışmakta,
bu dinamikleri gerek çalışma hayatında gerekse yaşamın diğer alanlarında kullanmaya
çabalamaktadır. Bir estetik operasyon da böyle karmaşık bir sürecin sonucudur.
Bu sonuca doğru ilerlemenin yani estetik operasyon olmanın ilk adımı “algı” ile
başlar. Bireylerin kendi düşünce yapılarıyla tutarlı olan objeleri veya durumları
görme ve değerlendirme eğilimine psikolojide “algı” denmektedir.
Algılama ile başlayan davranış süreci ihtiyaç hissi ile devam etmektedir. Algılamada
eksik olarak değerlendirilen şeylerin tamamlanması ve kişiyi ihtiyacı gidermek için
harekete geçirmesi ise motivasyondur(güdülenmedir).
Güdülenme kişiyi davranışa iter ve bu davranış ihtiyacın karşılanmasıyla son bulur.
Aynı şekilde kişilerin estetik operasyon taleplerine yönelten faktör kendi bedenleri
ile ilgili düşünceleri, bedenlerini görme eğilimleri, yani bedeni ile ilgili algıladıklarıdır.
Psikoloji terminolojisinde “beden imgesi” veya “beden imajı” olarak anılan bu kavram,
beden imgesi ile ilgili ciddi çalışmalar yapan ilk kişilerden birisi olan Schilder
1935 yılında, kişinin kişisel, çevresel ve zamansal boyutları olan kendi bedeni
ile ilgili kafasındaki tablo olarak tanımlamıştır.
Kişinin zihnindeki beden algısıyla gerçekte sahip olduğu beden arasındaki uyumsuzluk
sonucunda “negatif beden imgesi”nden söz edilir. Nergatif beden imgesi kişide stres/kaygı
oluşturur ve bu stresten/kaygıdan kaçmak isteyen kişi stresin kaynağını kaldırmaya
yönelik arayışa girer. Aslında elde etmeye çalıştığı şey negatif beden imgesineden
kaçmak, yani pozitif beden imgesinin getireceği rahatlamadır. Kişinin “pozitif beden
imgesi” ile ilgili ihtiyacı soyun devamına hizmet eden cinsel ihtiyaçlarla açıklanır.
Bu nedenle pozitif beden imgesi ihtiyacının güdeleyicileri oldukça güçlüdür ve kişiyi
bu ihtiyacını karşılaması için harekete iter. Aşağıdaki tabloda davranış basamaklarıyla
estetik operasyona doğru giden davranış aşamaları eşleştirilerek kişinin estetik
operasyon talebi “davranış” kalıbında anlatılmaya çalışılmıştır.
Estetik Cerrahi Beden İmgesini Nasıl Değiştirir?
Estetik cerrahi beden imgesini değiştirdiği için birçok hastanın psikolojisini iyileştirir.
Operasyon sonucunun hasta tarafından gelişme olarak kabul edildiği sürece duygusal
yaşamda ve davranış kalıplarında olumlu değişiklikleri beraberinde getirir dolayısıyla
genel yaşam kalitesi de olumlu yönde etkilenir.
Estetik operasyonun başarısı hasta ve hekim işbirliği ile gelir. Ancak başarıyı
sağlayan iyi bir hekim-hasta işbirliğinden önce, talep edilen prosedür için doğru
hasta olmaktır. Operasyonun odağı nesnel güzellik değil, hastanın oluşacak değişikliğe
karşı düşünceleri ve tepkileridir. Bu nedenle doğru hastadan kast edilen uygun fiziksel
koşulların yanı sıra, uygun ruhsal duruma sahip hastadır.
Uygun ruhsal durum daha çok bedeninizde oluşacak değişikliğe vereceğiniz tepki üzerinedir.
Eğer operasyon sonucu objektif kriterlere göre başarılıysa, vereceğiniz tepkinin
memnuniyet olması beklenir. Ancak objektif sonuç çok iyi olduğu halde vereceğiniz
tepki ruhsal durumunuzdan dolayı negatif olursa bu durumda ameliyat için gidiğiniz
risklerin tümü boşuna alınmış olur, boşuna zaman ve para harcanmış olur. Sonuç sağlıksız
ruhsal durumunuzu daha da sağlıksızlaştırır. Bu nedenle estetik müdahale sürecine
girmeden önce aşağıda açıklanan ruhsal durum bozukluklarından birine sahipseniz
veya sahip olabileceğinizden şüphelenirseniz psikiyatrik danışmanlık almanız ve
ondan sonra müdahale sürecine girmenizi öneririz.
Depresyon;
Depresyon tablosu vücudunuzun ameliyat sırasında ve iyileşme sürecinde negatif etki
eder. Bunun yanı sıra ameliyat sonucunu yanlış algılamanızı da sağlar ki, bu da
ameliyatın boşuna yapıldığını anlatır.
Aşağıda depresyon habercisi olabilecek semptomlar verilmiştir. Bunlardan en az beşine
sahipseniz ve bu semptomlar iki ardışık haftadan daha uzun zamandır varsa, depresyon
ihtimalini düşünebilirsiniz
• Sık sık veya her gün üzgün ve boş hissediyorsanız ve bu durum çevrenizdeki kişiler
tarafından hissediliyorsa.
• Günlük hayata olan ilginiz azaldıysa ve her zaman zevk aldığınız şeylerden zevk
almıyorsanız
• Kilo vermeye çalışmadığınız halde kilo kaybediyorsanız (Ayda tüm beden ağırlığınızın
%5’ini kaybediyorsanız) İştahınızda önemli bir artveya azalma varsa
• Uykusuzluk çekiyorsanız veya aşırı uyuyorsanız
• Hareketlerinizde yavaşlama veya hızlanma varsa
• Halsiz ve enerjisiz hissediyorsanız
• Sık sık değersiz, suçlu hissediyorsanız
• Düşünme, karar verme ve odaklanma kabiliyetinizi kaybettiyseniz
• Sık sık ölüm ile ilgili düşünüyorsanız(ölümden korkmak veya intihar düşüncesi
gibi.)
Bu kriterler eğer karmaşık bir olay yaşandıysa, iki aydan daha kısa süre önce sevdiğiniz
bir insanı kaybettiyseniz, ilaç veya madde bağımlılığınız varsa da görülebilir.
Bu nedenle bunun ayrımının bir profesyonel tarafından yapılması gerekir.
Anksiyete Bozukluğu
Ansiyete normalde her gün yaşadığımız sıradan sayılabilecek bir durumdur. Ancak
anksiyete bozukluğu denince psikolojik tablo ağırlaşır. Anksiyete bozukluğu hastanın
kontrol etmekte zorlandığı aşırı kaygıdır. Aşırı kaygıya, kolay yorulma, odaklanma
zorluğu, uykuya dalamama, huzursuzluk eşlik edebilir.
Anksiyete bozukluğu semptomları;
1.Aşırı kaygı ve evham, kötü olay beklentisi (6 aydan fazla süren)
2.Kaygının kontrolünde zorlanma
3. Aşağıdaki semptomların en üçüne ve daha fazlasına sahipseniz ve bu 6 aydır varsa;
◦Huzursuz ve hassasiyet
◦Kolay yorulma
◦Odaklanma güçlüğü ve zihin bulanıklığı
◦Alınganlık, sinirlilik
◦Kas gerginliği
◦Uyuyamama, uykuya dalamama
Yeme Bozuklukları
Yeme bozuklukları, beslenme bozuklukları ve besinleri ve beslenmeyi algılama bozukluğu
ile karakterizedir. Anorexia nervosa kişinin beden ağırlığı ve kitlesini olduğundan
fazla olarak algılaması ile karakterizedir. Bu tabloya aşırı egzersiz de eklenebilir.
Semtomlar;
• Yaşlarına ve boylarına uygun kiloda kalmayı reddediyorsanız
• Normal kilolarının altında olmalarına rağmen kilo alma korkusunu aşırı şekilde
yaşıyorsanız
• Kilo ve vücut şekli birisi tarafından konuşulduğunda rahatsızlık duyuyorsanız
• Beden şekli ve ağarlığı ile kendi değerinizi belirleme eğiliminiz varsa
• En az üç ay arka arkaya adet görmediyseniz
Bulimia Nervosa
Bulimia Nervosa zevk için yeme, ancak kilo alımını önlemek için uygunsuz yöntemlerin
kullanımı ile karakterizedir. Zevk için yeme genellikle gizli yapılır ve kişi rahatsızlık
hissedene kadar yemeye devam eder. Daha sonra kişi kendini kusturarak ya da ishal
yapıcı yada idrar söktürücü ilaçları alarak yediklerini tolere etmeye çalışır. Bu
hastalar nadiren normal kilolarının altında veya üstündedirler.
Bulimia Nervosa Semptomları;
1. Aşağıdakilerle karakterize olan ve sık sık tekrarlanan zevk için aşırı yeme olayı
Sıkı sık (iki saatten daha kısa aralıklarla) aynı şartlar altındaki normal bir kişinin
yediğinden kat kat fazla yemek
Yeme süresince yeme kontrolünü kaybetmiş olmak(yerken kimsenin yemenizi veya yeme
miktarınınızı kontrol edemeyeceğini hissediyorsanız)
Yeme bozuklukları yaşayan hastalar estetik cerrahlara genellikle göğüs cerrahisi
ve ya liposuction talebi ile gelirler. Beden imgesi sorunları yaşamalarına rağmen,
yeme bozuklukları olan kişiler estetik ameliyat sonuçlarından tatmin olmazlar. Estetik
cerrahi fantezisini kurdukları vücudu onlara hiçbir zaman sağlayamaz. Bu nedenle
estetik bir operasyondan önce psikiyatrik konsültasyona ihtiyaçları vardır.
Madde Bağımlılığı
Alkol bağımlılığı estetik operasyon sonrası hastanın iyileşme sürecini olumsuz etkileyebilir
ve dolayısıyla ameliyat sonucu da bu bağımlılıktan olumsuz etkileyebilir. Operasyon
sonrası hasta yoksunluğa girebilir.
Uyuşturucu bağımlılığı da operasyon sonucunu özellikle de ağrı yönetimini olumsuz
etkileyebilir.
Bağımlılık depresyon, anksiyete veya psikiyatrik diğer sorunlar gibi, başka sorunların
sonucu da olabilir. Bu nedenle aynı şekilde estetik operasyon sunucunun algılanması
da problemli olabilir.
Body Dysmorphic Syndrome; “Uydurulmuş Çirkinlik”
Body Dismorfik Sendrom, Obsesif Kompülsif Bozukluklar yelpazesindeki rahatsızlıklardan
birisidir. Rahatsız kişiler gerçekte çirkin olmadıkları halde, kendilerini çirkin
olarak algılarlar ve psikolojik bir bozukluk aramadan direkt olarak estetik cerrahlara
başvururlar. Sık sık aynaya bakmak, aşırı şekilde ve sık şekilde saçlarını düzeltmek,
ciltlerine bakmak gibi takıntılı ve tekrarlayan davranışlar sergilerler. Bu kişiler
hastalıkları hakkında bazen çok az çoğu zaman da hiç farkında değillerdir ve bazıları
açıkça yanılsamalı bir şekilde uydurdukları kusurun gerçek olduğuna inanırlar. Uydurulan
kusurlar çoğunlukla yüzle ilgilidir. Ancak saça, ellere, ayaklara ve cinsel organ
bölgelerine odaklananları da vardır.
Ayırıcı Tanı;
• Görünüşte var olan hafif veya uydurulmuş kusurla çok kaygılı ve meşguldürler.
Eğer takıntı yaptıkları kusur gerçekte varsa o zaman durumları daha ağır olur.
• Kaygı hastanın sosyal, iş ve hayatının diğer önemli alanlarında ciddi bir stres
ve olumsuz etkiye neden olur.
• Kaygı ve takıntı, bedenden tatminsizlik veya aneroxia nevrosa gibi diğer bedenle
ilgili bozukluklarla tam uyumlu değildir ve açıklanamaz.
Dismorfik beden sendromlu hastaların anlamlı bir çoğunluğu evde hapis durumu yaşarlar.
Hastalar uydurdukları fiziksel kusurları ile ilgili intihar düşüncesine kadar giden
ruhsal belirtiler gösterebilirler.
Dismorfik beden sendromlu hastaları estetik operasyonlardan fayda sağlamadıklarını
kanıtlayan araştırtma sonuçları vardır. Phillips ve Diaz çalışmalarında estetik
operasyon uygulanan dismorfik beden sendromlu hastaların % 83’ünün ameliyat sonrası
dismorfik beden sendromlarında bir gelişme veya düzelme olmadığını ortaya koymuşlardır.
Vale’nin çalışmasında ise, estetik operasyon geçiren dismorfik beden sendromlu hastaları
%76’sı estetik operasyon sonucundan tatmin olmadıklarını bildirmişlerdir.
Dismorfik beden sendromlu hastalar tekrar eden estetik operasyonlar neticesinden
gelişen garip görünüşten dolayı daha da kötüleşebilirler. Bu durum daha da arttırılan
cerrahi girişimlerle kısırdöngüye girebilir. Dismorfik beden sendromlu hastaların
%50-%88 arası estetik ameliyat geçirmiş veya geçirmektedir bu nedenle bu hastalığın
belirtilerine karşı uyanık olmak hastayı daha da kötüleştirebilecek bir estetik
operasyona giden yoldan dönülebilmesi için son derece önemlidir. Bu tür hastaların
Dismorfik Beden Sendromlu hastaları oldukları her zaman açık değildir. Çirkinlik
ve güzellik hakkındaki yargılarından hastanın rahatsızlığının hafif olup olmadığı
anlaşılabilir.
Aronowitz çalışmasında Dismorfik beden sendromlu hastalarla normal estetik cerrahi
hastaların arasındaki farkın, DBS hastalarının günde 1 saatten fazla süreyi kaygılanmak
ve bedenlerini incelemek için harcadıkları, sosyal ortamda aşırı kaygı hissettikleri,
depresyon, takıntı, kusurla ilgili diğer kişilerle anlaşmazlık, kusurun gerçekliğine
dair aşırı odaklanma yaşadıklarını ortaya koymuştur. Bu hastalar dermatolog ve estetik
cerrahlarla talep ettikleri uygulamayı yapmayı kabul edeni bulana kadar sayısız
görüşme yapabilirler.
Bu hastalar diğer hastalara nazaran kendileri ile ilgili daha fazla sayıda kusur
tanımlarlar ve geçmişte yapılan estetik cerrahilerden daha az tatmindirler. Estetik
operasyondan sonra bu kişiler diğer kusurlarına odaklanırlar ve hatta operasyondan
sonra daha da mutsuz olabilirler, çünkü hayalini kurdukları şekil hiçbir zaman gerçekçi
değildir. Hatta objektif olarak tatmin edici bir sonuç elde edilse de bu hastalar
kendilerine, cerrahlar karşı saldırgan davranabilirler. Bazı hastalar görünüşlerini
değiştirmek için kendilerini sakatlayabilirler.
Sorular
Aşağıdaki soruları EVET / Hayır şeklinde cevaplayınız.
Vücudunuzun bazı bölümlerinin çirkin ve itici olduğunu düşünüyor musunuz?
Sürekli bu bölgelerin çirkinliğini düşünüyor musun?
Vücudunuzun çirkin yerlerini başkalarının vücutlarının aynı bölümleriyle karşılaştırır
mısınız?
Aynaya çirkin bulduğunuz yerlerinizin daha güzel görünebileceği umuduyla sık sık
bakar mısınız?
Başkalarına çirkin olup olmadığınızı sık sık sorar mısınız?
Çirkin yerlerinizin başkaları tarafından fark edilmemesi için aşırı makyaj yapar
mısınız?
Çirkin olduğunu düşündüğünüz vücut bölgelerinizi sürekli kamufle etmeye çalışır
mısınız?
Günlük hayatınız çirkinlik ile ilgili kaygılarınız nedeniyle olumsuz etkileniyor
mu?
Eğer Dismorfik Beden Sendromundan şüphelenirseniz bir estetik cerraha başvurmadan
önce psikiyatrik konsültasyon öneriyoruz.